Yazarlar Nasıl Yazarlardı?
Çok uğraşırım. Epeyi çalışırım. Mevzuu uzun boylu kafamda işlerim..nihayet kağıt üzerine naklederken de hayli yorulurum…
Mehmet Akif ERSOY
Yazmadan önce konuyu zihnimde canlandırırım, hatta kendi
kendime konuşurum. Konunun olgunlaştığına karar verirsem, bir çırpıda yazıp bir
köşede birkaç gün dinlenmeye bırakırım. En sonunda, dinlenmiş yazıyı bana değil
de bir başkasına aitmiş gibi okurum ve düzeltmelerini yaparım.
Ömer Faruk HÜSMÜLLÜ
Gönlüme, gözüme, ülkeme, ilkeme, dokunan her şeyi yazarım
ben.
Firdevs BÜYÜKATEŞ
Foton siklon teknikle yazıyorum... Beta novalıyım ben.
Kozmik dalgalar. Güneş patlamaları benim
kaynağım... Yani ben kainatın enerjisini çekip kendi
potamda eritip kaleme döküyorum...
Hicabi TÜRKOĞLU
Önce notlar alırım. Çevredeki görüntüler, okuduğum kitaplar,
seyrettiğim filmlerden aldığım ilhamları notlarımı birleştirir, yazıya dökerim.
Yazımı yayınlamadan önce bir daha okur, düzeltirim, ekleme ve çıkartmalar
yaparım.
Erhan TIĞLI
Tümceler üzerinde saatlerce düşünerek vaktini harcayan, hiç
de üretken olmayan biriyim. Konuyu kurgulamak bir haftamı alır, onu yaşamaya,
usuma, içime sindirmeye de yine o kadar vakit harcarım. Yazarken acele etmem.
Uygun deyim ve sözcükleri bulmak için didinir, çırpınırım. Önce karalama
biçimiyle çıkar öykü karşıma. Sonra her tümce üzerinde derinleşerek öyküyü
okurum. Yersiz sözcükleri uygun olanlarla değiştirir, fazla tümceleri atar,
öykünün geliştirilmesi gerekli yerlerine tamamlayıcı öğeler ilave ederim. En az
bir hafta daha okuyarak üzerinde düzeltmeler yaparım. Öykünün öykü olması
neredeyse bir ay sürer. Yazının zor bir sanat dalı olduğunu yazmıştım bir
yazışmamızda ve düşmanımın bile bu yazma işiyle uğraşmasını istemem.
Anlatabildim mi Mercan öğretmen?
Ahmet TÜRKAY
İlhamına göre olur bu. Alırsın kalemi dökersin sayfaya. Bazı
ilhamlar kısa solukludur, bazıları uzun soluklu. Buna göre de yaratıcı kişi,
yazar ise öyküye sarılır, şair ise şiire. İlhama gelince, bu bir manzara, bir
anı, bir bakış, bir deyim, bir yazı olabilir, değişik yollarla gelebilir. Bu da
yaratıcıya göre değişir.
Emel BALIKCİ-ŞAKİR
Yazdığımız her türlü edebi yazı gelecek kuşaklara bir
mesajdır öncelikle. Tarihi büyüklerimiz kendi zamanlarının şimdiki zamanı olan
geçmiş zamanı bile doğru dürüst yazmamışlar. Bu büyük bir kayıp.
İyi bir yazı üç öğeden oluşur. Geçmiş çizgisi-gelecek
çizgisi ve şimdiki zamanda bu çizgileri birleştiren yazar.
Yazar geçmişi daha kolay ve anlaşılır yazar. Geleceği
yazacaksa eğer bu hayal gücünün ve yaratıcılığının kuvvetine bağlıdır. Diyelim
ki geleceği, geçmişi ve şimdiki zamanı birleştirip noktayı koyduk. Her şey
bitti mi sizce. Hayır. Bitmez. Usta bir kemancı gibi yazar gözlemlerini ve bilgilerini
yorumlar yazdığı eserde. Eğer kemanı bir virtüözün eline vermez iseniz çalınan
müzik işkencenin ta kendisidir. Edebi yazılar da böyledir. İyi ve birikim
sahibi sağduyulu bir yorumcunun elinden çıktıysa zevkle okunur. Yok eğer,
dünyayı kendi gözleri ile göremeyip, anlatılanlarla yorumlayan bir yazar ise
onun yazdığı tüm eserler çok sıkıcı ilahiler gibi gelecektir size.
Celal ÇALIK
Çok hüzünlüydüm. Duygularım beni rahatsız ediyordu. Bir
türlü anlatamadım içimdeki hisleri. Kaleme kağıda sarılmakta buldum tek
çareyi…Sevgi dolu yüreğinize selamlar olsun…
Ayşe AKDOĞAN
Ama konuyu en az iki bölüme ayırmamız gerek. Şiir nasıl
yazılır, öykü nasıl yazılır. Şiir bilindiği gibi duygular yanar dağlarından
lavlar gibi akar geliverir ansızın. İlk hissettiğin gibi kağıda kaydetmek
şiirdir, ama bu duyguları beyin mahzeninde biraz bırakarak, rafine edilmiş
şekilde okuyucuya sunmak daha da güzel olur. Öykü ve romana gelince, önce yazar
konunun derinliklerine inmeli, orada yalnız kahramanları değil, yaşadıkları
muhiti iyi tanımalı, temayı işlerken de tat verici renkleri kullanarak olayı
okuyucunun beğenisine sunmalı. Yani, benim nacizane fikrince, nesir de bir nevi
şiiriyet taşır, hele de bizim Türk yazınımızda! Ben böyle düşünüyorum kısacık!
Selam, saygı ve başarılar dileklerimle!
Naim BAKOĞLU
Bir yazar, çalıştığı alanda kendisinden önce kimler eser
vermişse onları tanımak, görüşlerini bilmek zorundadır. Evvelce ortaya konmuş,
üzerinde tartışmalar yapılmış teorilerle ilgili görüşlerden habersiz olup,
yıllarca önce söylenen iddiaların gerisinde kalmak bir yazar için
talihsizliktir. Ancak hiçbir teori kusursuz da değildir. Araştırmacı, yazmak
istediği alanın başarısını özgün buluşlarıyla bir adım ileriye
taşıyabileceğine, yazdıklarının bilimsel çevrelerce ilgiyle karşılanacağına
inanıyorsa, bunun heyecanını ve sorumluluğunu yüreğinde hissedebiliyorsa
yazmalıdır. Ayrıca, yazdığı alanın insanlarına saygılı, bu alanın sevgisine
layık, saygın, çağdaş bir insan olmalıdır.
Hüseyin DALLI
Konuyu sevmem yazmış olmam ile aynı. Kalemi elime
aldığım gibi yazabiliyorum. Roman yazmak hikayeden daha kolay... Masal yazmak
çocuk oyunu yazmak kadar eğlenceli. Şiir yazmak duygusallığımda kolay,
zorladığımda imkansız... Okuyucu beğendiyse tek söylediğim "İyi ki
yazmışım..." Yazmasaydım kendimle baş edemezdim. Boş durmak bana göre
değil...
Fatma Çetin KABADAYI
Ben ilk şiirimi öğrencilerim için yazdım. Daha önceden onlar
bana bir sürü şiirler yazmışlardı, beni çok mutlu etmişlerdi ve bir sabah
uyandığımda "Öğrencilerim" şiirimin dizeleri birden dilime gelmeye
başladı...oysa bu olaydan birkaç yıl önce Kırcaalili şair Haşim Semerci beni
sürekli şiir yazmam için teşvik ediyordu, "Şiir yazmayı denesene, sen çok
duygusalsın, başaracaksın!", falan filan şeklinde. Fakat ben ikide bir
"Şiir okumayı bile beceremiyorum, yazmak neyime" deyip, konuyu kapatıyordum.
İlk şiirimden sonra beni duygulandıran her konu ve olaylardan esinlenerek,
elime kalemi sık sık almaya başladım.
Resmiye MÜMÜN
Çoğunlukla şiirlerimi serbest ölçüde ve ağırlıklı olarak
duygusal şiir yazarım. Ve şiirlerimde yazdığım gerçek yaşanmış duygularımdır.
Nasıl yazdığıma gelince; Hiçbir zaman şiiri yazdıktan sonra o şiirin adını
koymam. Şiirin adı, o şiirin temasını belirler. Belirlediğim bu temaya göre,
özet olarak, yaşanmış olan duygulardan yaşatmış olduğum duyguları düşünce
gücüyle çıkarırım. Sonuç olarak da yaşamak istediğim, yaşattıklarımdan daha az
ise mutsuzluk, özlem ve sevgide açlık hissi uyandıran dizeler, eğer ki daha çok
ise mutluluk dolu dizeler ortaya çıkar. Saygılarımla…
Birol YİĞİT
Ben bir şairim... Deneme ve makaleler de yazarım. İçimde birikenleri yazarım. Kelimeleri
ilmek ilmek işlerim. Yarım kalan sözlerimi tamamlar onlar, yarım kalan
gülüşlerimi büyütmeye yetmese de…
En çıkmazda hissettiğim anlarda bir elimden hüzün tutmuşsa
bir elimden de kelimeler tutar.
Yazdıklarım hayatadır,
Sevdayadır, sevdalıyadır…
Sesimin hiç çıkmadığı anlarda
Avaz avaz bağırmaktır…
ÖZLEMdir,
“Unuttum ! “ diyerek öc alandır…
“Hiç sevmedim ki seni “ diyen
Bir YALANcıdır.
karasevdadır…
başa beladır.
Gözümde sevgiliye kalan son DAMLA yaş,
Ve SİTEMli bakıştır.
Müşerref ÖZDAŞ
Tamamen anlık yazıyorum. Kendimi duygularıma teslim
ediyorum. Müziği açıyorum çoğunlukla müzik bende ne çağrıştırıyorsa…Gözlerimi
kapatıyorum, içimden ne yazmak geliyorsa onu yazıyorum…Sevgiler.
Müzeyyen AVCIOĞLU
Merhaba Saygıdeğer kardeş, ben kim bilir bir yazar değilim
ama yine de beni öyle saydığınız için teşekkür ederim! Ben her karşılaştığım
günlük olayını akşamları bir sükünet içinde değerlendiririm ve uygun olanı
hemen kaleme alırım. Eğer önceden planladığım bir makale ve ya edebiyat eseri
ise ne kadar olabilir ise onu basit bir halde yazmaya çalışırım ki, daha çok
kitlelere ulaşsın diye! Bir de belki yadırgamışsınızdır ben daha çok halk
dilini kullanmayı tercih ederim- Türkçe, Bulgarca olsun. Saygı ve Selamlar!
Habil KURT
Yazmak yeniden var olmak gibi bir şey. İnsan hem yaşadığı
dünyayla sürekli etkileşim içinde hem de o dünyadan kopuk, kendini inzivaya
çekmiş bir ruh şekline bürünebiliyor. Bu da ilginç ve bir o kadar da güzel
tabi. Yazmak bir rahatlama işlevidir bir nevi benim için. yazdıkça ezilen
halkların acılarına merhem sürmüş, ayrılan aşıkların ellerini soğuk bir kış
günü bir araya getirmiş ya da açlıktan inleyen bir kediyi doyurmuş gibi
hissediyorum. her şeyden öte, kalbimi çıkarıp bu dünyanın ortasına koyup;
insanlara, hayvanlara, çiçeklere, taşlara, gökyüzüne ve denize bırakmış
oluyorum sonsuza dek...
Cihan Barıs BUDAK
Ben, yazacağım konu hakkında birkaç gün ve ya daha fazla
düşünür, üzerinde kurgular yaparım. Hatta kendi kendime konuşurum. Taslak
kafamda oluşunca oturur yazarım. Yazdıklarımı öylece bırakır, daha sonra tekrar
okurum. Okurken yazı beni sıkmıyor, dilime takılmıyorsa, gözüme takılan
yerlerin düzeltmelerini yaparım. Artık yazı oluşmuştur.
Emine Uysal
Aslında ben oldukça görselim galiba. Herkes böyle midir
bilmiyorum. Ama mesela ben öyküyü kafamda yazıp bitirmeden yazmaya
başlayamıyorum. Öykü kafamda yazıldıktan sonra, asıl önemli kısmları hazır
olduktan sonra aradaki boşlukları yazarken dolduruyorum ama ilk önce öykü
kafamda bütün can alıcı öykü sahneleriyle hazır olmalı.
Levent Ölçer
Son zamanlarda nedense tuhaf isteklerle yüklüyüm.
Kötülüklerle savaşarak iç dünyamdaki mutluluğa yelken açmak istiyorum. Öyle ki,
bazen bir tiyatro sahnesinde hissediyorum kendimi. O esnada duygularım
çarpışmaya başlayınca olgunlaşmaları için sabır gösteriyorum kendimde. Sonra
kalemim kendiliğinden döküyor onları defterime. Bazen beğenisiz, bazen de
hoşnut olduğum sözler çıkıyor taslağımda . İyiler bir yana, kötüler bir yana
deyip yazıyorum işte. Yazarken, elimin altında bir de Brezilya kahvesi bulunursa,
mutluluğuma diyecek yoktur o zaman. Bu kahve benim iksirimdir her zaman. İşte
böyle bir ortam içinde yazıyorum. Zaten, yazmak dışında başarılı bir şairin
güzel şiirini okurken, güzel bir şarkı dinlerken, içimde bir şeylerin
titreştiğini, tüylerimin ürperdiğini hissediyorum. Böyle anlarda insanda
motivasyon da yükseldikçe yükseliyor. Aslında ben hayalleriyle yaşayan yaramaz
bir kız çocuğuyum. Hiçbir yazımı içimde, düşüncelerimde birkaç gün yaşatmadan
yazmaya niyetlenmem. Eminim, bu şekilde yazmaya devam edersek, bir gün
istediğimiz aşamaya erecek ve ümit ettiğimiz başarılar gerçek olacaktır. Bir de
şunu itiraf edeyim: Bazen, okurumun karşısına nahoş bir yazıyla da çıkabilir
veya hoşuma gitmeyen yazılar okuyabilirim ama yazar-çizer kişilerin bir birleri
aleyhine yaptıkları dedikodulardan hiç hoşlanmam. Ben, insan kardeşlerim
arasında sonsuz huzur ve mutluluk görmek istiyorum.
Mercan CİVAN
Mercan CİVAN, Fikir Yolu

Коментари
Публикуване на коментар