İlk Güldestesiyle Sahnede
İlk güldestesiyle sahneye çıkıp saflarımıza dizilen şairimiz Resmiye Mümün’ dür. Buna candan seviniyorum. Birincisi, vatan Bulgaristan topraklarında, Balkanlar’da Balkanlı olarak kimliğimizi kanıtlamak, Türklüğümüzü yaşatmak amacıyla izlerimizden gelenler var, diye seviniyorum bu olaya. İkincisi, Resmiye’nin öğrencim olması sevindiriyor beni. Demek, “zorunlu göç” esnasında pılımızı pırtımızı toplayarak vakitli vakitsiz bu toprakları terk etmemekle pek açık ki, maddeten belirli bir kayba uğramışız, ama manevi açıdan kazançlı mıyız, kazançlı. Unutmamak gerek ki, yeryüzünde insanoğlunu sonsuzluğa dek yaşatan maddiyattan ziyade maneviyattır. Para pul, mal mülk zamanla tükenir, unutulur gider. Ama ömrümü boşa geçirmeyip de geçtiğin yerlerde, kutsal “benlik ve kimlik” davamız adına tarihsel- kültürel izler bıraktınsa nesillerce anılıp gidersin. İşte bu yüzden gurur duyuyorum.
Neyse, asıl konuya gelelim. Resmiye Mümün 7 Eylül 1976 tarihinde Kırcali’ye bağlı
Bagra (Boyacıköy) köyünde dünyaya geldi. İlköğrenimini Sevdalina, ortayı
Kostino (Kemikler)köyünde gördü. Liseden sonra, 1997 yılında Kırcaali Öğretmen
Enstitüsü’nden Türkçe-Almanca uzmanı olarak mezun oldu. 2001 yılında Plovdiv
(Filibe) Üniversitesi’nin Kırcaali’deki Lyuben Karavelov Şubesi’nde lisans
eğitimini ikmal ederek Bulgar ve Türk dilleri ve edebiyatları alanında uzmanlık
hakkına nail oldu. 2005 yılında bir yandan Türkoloji dalında yüksek lisans tezi
savundu, öte yandan Bulgarca ve İngilizce Bölümü’nde lisans eğitimini ikmal
etti. Altı Kostino köyünde Türk Dili ve İngilizce öğretmeni olarak hizmet
verdi. Bu esnada Almanca öğretmenliğini de unutmadı.
2008 yılından itibaren de gazetecilik hayatına atıldı. Halen Kırcaali Haber Gazetesi’nde
görev almaktadır. Ana dili Türk Dili’nde de başlıca şiir olmak üzere diğer
edebi türlerde de eserler kaleme almaktadır. Şiir ve diğer yazıları 1Balon”, “
Gönül” dergilerinde, yerel gazete ve dergilerde, Kosova’da çıkan BAY Dergisi’nde
basılmıştır.
Resmiye hanım okurlarına, hayranlarına “Ak Meleğim” şiir güldestesiyle
seslenmektedir. 33 şiirini içeren bu küçük kitap Kırcaali Belediyesi ve şaireyi
ilhamlandıran G. Ahmet, M. İsmail, E. Ramadan, K. Topçu, S. Ahmet, B. Mustafa
ve S. Mustafa’ların desteği sayesinde dünya yüzü görmüştür. Dostları önsöz
yerini alan kısa yazıda şöyle diyorlar:“Bizler… Resmiye Mümün’ün can ve yol
arkadaşları olarak, ona duyduğumuz sonsuz sevgi ve saygımızın bir göstergesi
olarak, ona bu anlamlı manevi hediyeyi sunmaktan mutluluk duyuyoruz.”
Kitapta ilk şiir sayfasını kapsayan “Öğrencilerim” şiiriyle Resmiye, mesleği
öğretmenliğe bağlılığını ve öğrencilerine sevgisini ifade etmektedir. Öğretmen
– öğrenci ilişkilerinde sevinç vardır, güceniklik vardır, renksiz, monoton akıp
giden güncel yaşamı aniden şahlandırmaları vardır.
……….
Kapkaranlık dünyama ışık oldunuz
Size minnettarım, öğrencilerim
Dizelerinin anlamıyla baş başa verin bir.
Sonra sevginin aşka dönüştüğü şekline geçiyor. “Sen, gönül bahçeme göz koyunca /Öylesine
korktum, kaçmak istedim” demesinde yaratıcıyı haklı da bulabiliriz. Korku ve
sakıncalar sonucu aşka inanıyor, tereddütlerden, türlü boşamalardan sonra bir
başkaları gibi yüzüne maske takmak istese de, kendi özünden öte gidemiyor.
Aşkta da riyakarlığı, oyunculuğu kendine pek edindirmek istemeyenlerdendir.
Sonra ayrılık gelip çatınca diri diri mezara girmek istese de şair Yunus
Emre’nin, Mevlana’nın hoş görüşüne, nihayet yüce yaratanın büyüklüğüne
sığınarak karşısındaki “hayat yoldaşını” affetmekte ve suçu kendinde
aramaktadır. Yanıt gelmeyince, “Aşka inancımı yine kaybettim” demektedir.
Resmiye “Her Halde” şiiriyle dürüstlüğünde, samimiyetinde
kuşkusu olanlara:
“Sırlar dünyama davetiyen var/Misafir olmaya hazır mısın?” sorusunu
yöneltmektedir ve süzülen gözyaşlarını yutmaya devam etmektedir. Her şeye
rağmen şaire dost bildiklerini bir Yunusça kabul etmektedir. Onlara.”Canevinden
vurulsan da /Sen, sen ol, sakın değişme” diye tavsiyelerini de unutmamaktadır.
İnsanoğlunun dünyaya gelişi kendisine bağlı değildir. Bir erkeğin bir kadınla
sevişmesinden, Allah nasip ettiyse, dünyaya gelir. Dünya ise bir rüyadır,
doğdum deyince, bakarsın rüya sona ermiş, kimselere elveda bile diyemeden alıp
başını gitmişsin. O yüzden dünyaya neden geldiğini, nasıl yaşadığını, neler
bıraka bileceğini hesabını tutmalısın.
Resmiye, namuslu ve dürüst Rodoplu’nun simasını babasına hasrettiği “ Kahraman
Babam” şiirinde biçimlendirmektedir. Tarihin ve talihin baskısı altında, geçim
sıkıntıları içinde kıvranan Rodoplu baba, fakirlikten evlatlarının hakkını
veremeden, delikanlılığının ne demek olduğunu anlayamadan, ana babasının bir
sözünü iki etmeyen, evlatları uğruna canını fedaya hazır olan” Affedilmez
günahları affeden”, düşmanını bile horlamadan, ona el uzatan alicenap, mağrur,
geniş kalpli bir insandır. Bu özelliğimiz, bazıları anlayamaz, bazıları da
anlamak istemez.
Yaratıcının, köydeşlerinin, onun yanı sıra Rodop Türk ahalisinin soyunun
sopunun Anadolu Türkleri’nden olduğunu “Şirin Köyüm” şiirinden öğrenmekteyiz. O
mahalleyi haritalarda aramayın, arasanız da bulamazsınız. Buna rağmen doğup
büyüdüğü yerin bir yaratıcı için dünyaca değeri vardır. “Bul Beni” şiiri
gönülleri mest eyleyen şiirlerinden biridir. Bir gün şaire dünyasını
değiştirdiğinde, onu “Ağlayan yağmur damlasında/Acı gözyaşında”, “Garibin yanık
duasında/Sefilin ahında”, “ Sevda Ateşi”nde ise Resmiye kalemdaşımız daha da geniş
sahaya açılır. Deniz dalgalarıyla, depremlerle, yağmurlarla, yangınlarla, karla
kardeşliğini ilan etmektedir. Hiçbirinin kendisini rahatsız etmesini istemez.
O, nicelerle boğuşmuş, her defasında da yengi kazanmıştır. İnsan sevgisi ona
“alçak”ları, “sahtekar”ları”, ”bencil”leri, ”nice nankör”leri” unutturuyor.
Belki de akıtılan her gözyaşına kapılması kişinin, toplumun yararına değildir.
Ama bu onun arkadaşlarının da belirtikleri gibi Resmiye’nin duygusallığından,
cesurluğundan, hoşgörü ve hassaslığından kaynaklanmış olsa gerek.
Yaratıcının cesaretinden söz etmişken toplumun güncel sorunlarının üzerine de
birer avuç su serpmeyi de unutmuş değil.”Ademoğlu” şiirine bir göz atalım.
Ölümün önüne geçilmediğine rağmen dünyevi sevdalar peşinde koşan “Ademoğlu çıkmış
çığırından…” Çocuk anaya babaya aykırı gitmekte, öğrenci öğretmeni
seslememekte, Peygambere küfürler savrulmakta, kabalar, tepegözler, şarlatanlar
namuslu alçak gönüllüleri çiğneyip geçerek ön saflara dizilmekte, kadının
iffetlisi unutulmakta, etekleri zil çalanlar zirvelere tırmanmakta. Bu tür
görüşler ve deliler basın sayfalarında da bol bol adıyla sapıyla hatta yer
almaktadır.
Değerlendirme yazımıza demokrasi döneminde “Hoşgörünün başkenti Kırcaali”
şiirine değinmekle son verelim diyoruz. Bu şehir eski uygarlıkların
tapınağıdır. Kırcaali vasıtasıyla “ecdadımızın derin kök saldığı” bir diyar.
Nihayet zamanımızda “modern projelerin uygulandığı” Avrupa bir şehirdir
Kırcaali.
Velhasıl, tüm düşüncelerimizin, yaşam tarzımızın Avrupalaşması arzularıyla, şairimize
yeni yeni eserler altına imza atmasını, Bulgaristan Türk Edebiyatı’nı,
Bulgaristan edebiyat ve sanatını zenginleştirme uğrunda emeğini, yeteneğini
esirgememesi temennilerinde bulunmayı bir boyun borcu olarak kabul edelim!
Dr. Sabri ALAGÖZ
Yaprak Benim
Kıpkızıl karanlık basarken mor dağlara
Menekşe dalına gizlenen aşık benim
Göl kenarına çökmüş kanatsız kuğulara
Üzgün meleklere benzeyen garip benim.
Sevdaları kor kırmızı alevde yanan
Kalbi param parça kırılmış mağdur benim
Sevdiğinin yüzüne doyamadan yatan
Suçlu misali ceza çeken mahküm benim.
Ailesinden uzak hasrete bürünen
Yakın gurbeti yaşayan yabancı benim
Dostları için yerlerin dibine giren
Sokakta perişan gezen dilenci benim.
Çocukların gülüşleri gönlüne düşen
Okul kapılarında nöbet tutan benim
Muhterem ağabeylerin lafına küsen
Etrafına boş bakan, efkar atan benim.
Yüreğini alçağa, sahtekara açan
Hayal rüzgarına tutulmuş yaprak benim
Kalabalık içinde insanı arayan
Kafasını taşlara vuran aptal benim.
Seni Seviyorum
Haykırmak istiyorum tüm dünyaya
Seni seviyorum diye bağırmak
Yeryüzünde yaşayan her varlığa
Seni seviyorum diye sarılmak.
Koşmak istiyorum bitmez yollarda
Seni seviyorum diye durmamak
Dağlara, taşlara, ota, toprağa
Seni seviyorum diye duyurmak.
Uçmak istiyorum sonsuz semada
Seni seviyorum diye yazılmak
Yıldızlara, aya, güneşe, kuşa
Seni seviyorum diye anlatmak
Yüzmek istiyorum engin deryada
Seni seviyorum diye yayılmak
Deniz dibindeki yosunlu taşa
Seni seviyorum diye konuşmak.
Ölmek istiyorum bu topraklarda
Seni seviyorum diye ağlamak
Canımı almaya gelen Azrail’e
Seni seviyorum diye sarılmak.
27 Temmuz 2011, Kırcaali Türk Kültür ve Sanat Derneği Sitesi
27 Temmuz 2011, Kırcaali Haber Gazetesi

Коментари
Публикуване на коментар